Y Kuşağı Dijital Babalar

by Cenap Coskun

Bu aralar çok fazla internette ve dijital ortamlarda vakit geçirdiğimi fark ettim. İşimin internet sektöründe olması, teknolojiyle iç içe olması gibi birçok sebep benim ve benim gibi insanlarında dijitalleşmesini, dijitalde daha fazla vakit geçirmesini sağlıyor bunun farkındayım, “fazla vakit geçirme” kısmının neresinde duruyorum onu da bilmiyorum açıkçası. Fazla dışında durmak veya fazla dijitalleşmenin kendi içerisinde avantajları ve dezavantajları illaki vardır. “Fazla”nın tanımını psikologlara bırakmak en doğrusu olacaktır.

Bu noktada bir geçek var ki dijitalleşme satın alma alışkanlıklarımızı, çevremizi vs birçok yönümüzü de değiştirmiş oluyor. Bir şey ararken, satın alırken interneti kullanmak, öncelikle teknolojinin nimetlerinden yararlanmak ilklerimiz arasında yer almaya başlıyor.

Bu durumda bir diğer “gömleğimiz” olan babalık özelliğimiz de düşününce de aile ile iletişimde dijital ağırlıklı olmaya başlıyor. Çocuk ihtiyaçları, okullar, sağlık vs birçok konu kendi hayatımızda olduğu gibi aile hayatımıza da etki ediyor. Bu durum benim için iyi mi kötü mü diye düşünürken olumsuz bir takım yazılara da rastlıyorum. “Google çalışanlarının çocukları teknolojiden uzak, tamamen dijitalsiz yuvalarda yetiştiriliyor” haberleri de insanın kafasını karıştırmıyor değil. Belki bu konu için ilerde daha geniş kapsamlı bir yazı yazarım.  Tüm mevcut duruma Y Jenerasyonu olan babaları da eklediğimizde tam bir dijital dünyadan bahsediyoruz. Hayatların dijitalleştiği davranışların ve tüm alışkanlıkların farklılaştığı jenerasyondan bahsediyoruz. İlgili yazımda Y jenerasyonu ile ilgili detaylı yazımı inceleyebilirsiniz.

Bugünkü araştırma konum çocuklardan ziyade dijitale meyilli olan benim gibi babaların alışkanlıkları. Araştırmam esnasında Connected Vivaki’nin “Dijital Babalar” isimli bazı istatistiklerine rastladım. Rastlamışken de detaylı olarak incelemek istedim:

Tüm erkekler içerisinde dijital babaları kıyasladığımızda Dijital babaların çocuklar ve ebeveynlik konusunda, arabalar konusunda, seyahat konusunda, finansal ürünler ve iş hayatı konusunda önemli farklılaşmalar sağladığını gözlemleyebiliyoruz. Özellikle son yıllarda arabalar ve seyahat ile ilgili kalemlerin dijitalde önemli ölçüde önemli ölçüde büyüğünü istatistiklere yansımalarını görüyorduk. Özellikle bu iki kalem tüm erkekler içindeki dijital babaların farklılaşan iki önemli özelliği olarak dikkat çekmekte.

dijital babalar 1

 

Medya Tüketimleri incelendiğinde ise; Dijital babaların pc, laptop, tablet gibi alanlar dikkate alındığında tüm erkekler içerisinde daha fazla paya sahip olduğunu görüyoruz. Dijital babalar mobil cihaz ve sosyal ağlar dikkate alındığında tüm erkek gruplarında daha geride olduklarını gözlemliyoruz. Mobil cihazlar için bir kırılım yapılmamış belki de bunun içerisinde akıllı telefonlar gibi bir ayrım yapmak faydalı olacaktır. O durumda da akıllık telefon kullanımları gibi cihazlarda dijital babaların artışı dikkat çekecektir.

dijital babalar 2

 

Yukarıda da kısaca bahsettiğim gibi y kuşağının bütün alışkanlıkları farklılıklar göstermekte. Y kuşağı kısmı biraz psikolojiyle alakalı olsa da bir kısım davranışlara da etki etmekte. Bu anlamda hem dijital olan hem de y kuşağı olan babalar öncelikli olarak bilgiye veya araştırmaya olan açlıklarıyla ön plana çıkmış oluyorlar.

Bu açıdan bakıldığında dijital babalar araştırmada da görüldüğü üzere bir hizmet veya ürün satın alırken büyük oranda forumları inceleyip ürün veya hizmetler hakkında detaylı bilgi almaktadırlar. İlerleyen dönemlerde yapılacak farklı araştırmalar da bu oranın daha artacağını gösterecektir. Çünkü giderek daha da dijital dünyaya ayak uydurup uyumumuzu arttırıyoruz.

dijital babalar 3

Sonuç olarak yapılan tüm araştırmalar gösteriyor ki kuşaklar değiştikçe dijitale olan talep daha da fazla artmakta. Buna paralel olarak aile birliği ve aile fertlerinin de dijitalle olan uyumu da hızla artmakta. Dünün yeni dijital kuşağı olan kitle bugünün anneleri babaları olmuş durumda.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yeni Sosyal Medya Uygulaması Flinch Nedir?

by Cenap Coskun

Flinch, son dönemde oldukça yaygın olan Periscope ve Meerkat tarzı uygulamarın farklı bir versiyonu olarak karşımıza çıkmakta. Uygulama bu aşamada sadece IOS olarak indirilebiliyor yakında Android için de uygulama hazırlanmış olacak. Sonraki aşamalarda da masaüstü bilgisayarlarda da kullanılabilir hale gelecektir diye düşünüyorum. Türkiye’de henüz yaygın olmadığını belirtmekte fayda var.

Uygulama ooVoo unun ürettiği bir uygulama. OoVoo bilindiği üzere kendisini Video chat ile daha  video kategorisinde kanıtlamış bir teknoloji firması, bu şirketin ürettiği farklı sayabileceğimiz bir uygulama.

Uygulamaya bir cep telefonu numarası girerek (facebook bağlantısı kurularak da yapılabiliyor) üye oluyorsunuz ve cep telefonunuza gelen kod ile de üyeliğiniz tamamlanmış oluyor. Uygulama Facebook ile entegre ederek Facebook arkadaşlarınızla da iletişime geçebiliyorsunuz.

Uygulamada isterseniz arkadaşlarınızla isterseniz de tanımadığınız kişilerle yüz yüze sohbet edebiliyorsunuz. Yalnız uygulamanın bir diğer özelliği akıllı telefonunuzun ön kamerası olması zorunluluğu, uygulama bu açıdan Facetime uygulaması ile de benzerlik gösteriyor.

flinch 1

 

Uygulamayı diğerlerinden ayıran en önemli özelliği de tanımadığınız kişilerle yüz yüze sohbet ediyorsunuz. Yalnız yüzünüzü kameradan kaçırırsanız sohbet başlamıyor, her iki ekran da karanlık oluyor. Yani kameraya tam olarak yüzünüzü oturtmanız gerekiyor.  Yine uygulamayı farklı kılan özelliklerden bir tanesi de uygulamanın bir nevi yarışma/oyun gibi kullanılması. Yani karşıdakini kim önce güldürürse o oyunu kazanmış oluyor. Karşısındakini belli bir süre içerisinde güldüren kişi puanları kazanmış oluyor. Uygulama yüz kaslarından karşıdakinin gülüp gülmediğini belirliyor ve uygulama güldüren kişiye puan kazandırıyor.

flinch 2

 

Yine uygulama esnasında karşı tarafı güldürmek için bazı eklentiler satın alabiliyorsunuz. Örneğin ekranda konuşurken sistem size bıyık takıyor (hepimizin bildiği gibi bazı fotoğraflara eklemeler yapılan uygulamalar var onun gibi de düşünebiliriz) veya kaşlarınızı birleştiyor vb.

flinch 3

 

Bu aşamada kısa dönemli kullanımlarımdan tecrübelerim şu ki, uygulama başlarken lokasyon tercihlerinde Türkiye seçiyorsunuz. Tercih de Türkiye olduğundan daha çok Ortadoğu ve Arap Ülkeleri ağırlıklı kişiler karşımıza çıkıyor. Bir de yaş grubu daha çocuk diyeceğimiz 10-18 yaş grubunun ağırlıkta olduğu bir kitleye rastladım. Bir de internet güvenliği veya aile koruması gibi bir ekstra güvenlik özelliklerine ben rastlayamadım. Bu açıdan yeni gelecek güncellemelerle bu aşamanın da düzenlenebileceği kanaatindeyim. Aksi takdirde bu yaş grubunun kimlerle karşılaşacağı (uygulama rastgele birlilerini karşınıza çıkarttığı için) tamamen belirsiz. Yani şimdilik bir güvenlik açığından bahsedebiliriz.

Bitcoin Nasıl Çalışır?

by Cenap Coskun

Bitcoin Nasıl Çalışır?

  • Bitcoinler de herhangi bir aracı kurum veya takas yapısı yoktur ve kişiden kişiye direk para gönderimi geçekleştirebilirler böylece gönderim masrafları da oldukça düşüktür (0,01 B). Hesaplar herhangi bir yere veya kuruma bağlı olmadığından dondurulamaz veya takibe alınamaz.
  • Bitcoinler’i açık kaynaklı yazılımlar olarak değerlendirmekte fayda var. Sanal cüzdanlardan esinlenilmesi gibi bir durum söz konusu.

Bitcoin Nedir?

  • Bitcoin’in birçok tanımı olmasına rağmen, dünyanın istediğiniz yerine para göndermenizi sağlayan sanal para birimi olarak tanımlayabiliriz bir başka tanıma göre de bilgisayarlarda üretilen herhangi bir merkeze bağlı olmayan dijital para birimi.

Kim İcad etti?

  • Bitcoinlerin yaratıcısının Satoshi Nakamoto olduğu belirtilmekte. Yalnız bu kişinin gerçekten bir Japon mu olduğu yoksa takma bir isim mi kullandığı konusu halen esrarını korumakta.

Bitcoin’in Geleceği:

  • Şu anda dolaşımda 11 milyon bitcoin bulunuyor. 2040 yılında 21 milyon bitcoin’e ulaşacağı hesaplanıyor.
  • Bitcoin’in resimlerde dolaşan B harfi gibi, altın renkli bir bozuk para amblemi gibi bir amblemi de bulunmuyor. Hali hazırda bitcoin dediğimiz şey sanal bir para olduğundan fiziksel bir karşılığı da bulunmuyor.

Bitcon Çekinceleri nelerdir?

  • Özellikle mevduat sahipleri için de herhangi bir takip veya sınırlama getirilmediğinden bitcon ler bir kaçış noktası olarak da görülmekte. Tabi ki yapılan işlemlerin kayıtları tutulmakta ancak bu tutulan kayıtlar anonim olarak gerçekleştirilmekte.
  • Bitcoinlerin arzları sınırlı olması sebebiyle alt coin dediğimiz bir grup ortaya çıktı. Bazı alt coinler ise light coin, sha-256, SCRYPT, Keccak, Quark gibi coin türlerini örnek gösterebiliriz. Yalnız altcoinler ile ilgili bazı açık olmayan noktalar bulunmakta açık olamayan noktalar da alt bitcoinlere olan güven ile ilgili bazı soru işaretleri ortaya çıkarmakta.

Bir Bitcoin Ne Kadardır?

  • Bir bitcoin en son yapılan işleme göre 227.60 TL’dir. (10.06.2015). Son üç aylık verilere de bakarsak bitcoin değerlerinde aşağı doğru eğilim olduğunu da söyleyebiliriz.

 

Neticede Bitcoin Dünya da ve ülkemizde gelişme göstermesi gereken bir aşamada. Takip ve vergilendirme konularındaki soru işaretleri sebebiyle hükümetler tarafından desteklenmeyen bitcoin gelişim göstermekte de zorlanmakta. Şu anda deep web gibi platformalarda ağırlıkta olmak üzere daha yeni yeni legal sitelerde (global) örneklerini görmekteyiz.

 

Verinin Dijitalleşmesi

by Cenap Coskun

Veri (data) bir kurum için bulunduğu noktayı gösteren, içinde bulunduğu sektörü, rekabeti ve geleceği gösteren bir kavramdır. Son dönemde çok fazla verinin ortaya çıkmasıyla birlikte veri yığınlarını analiz etmek tasnif etmek ve sonuç çıkarmak ve sonuçlardan bir strateji oluşturmak hem giderek zorlaştı hem de bu kadar verinin anlamlı çıktılar haline getirilmesi imkansıza yaklaştı.

Bu duruma çözüm oluşturmak için de bilgi teknolojileri devreye girerek belli programlamalar ve algoritmalar ile birlikte veriyi tasnif edip analiz edip anlamlı bir hale getirdi. Daha sonra da hayatımıza internet gibi, mobil internet, sms ve telefon gibi birçok kavram girdi ve bu kavramlarla birlikte önemli ölçüde data açığa çıkmış oldu. Bu datalar çok karmaşık olması ve yüklü miktarda ortaya çıkması verinin ince ayrıntılarına kadar incelenmesi durumunu ortaya çıkardı. Hatta veri bilimi/ dijital veri bilimi gibi birçok bilim dalı hayatımıza girdi ve dijital veriler için departmanlar kuruldu. Bu departmanlar da gelecekte ilgili olunan alanın nereye gideceğini gösteren yol haritaları haline geldi. Veri bir bölümüyle de geleceği büyük oranda görebilmek hesaplayabilmektir ve markalar da bu geleceğe göre stratejilerini belirlerler.

Bu aşamada verinin dijitalleşmesi, yani insanların hareketlerini analogtan dijitale taşımasıyla birlikte yapılan yazılımlar da birlikte verilerin tasnifi kolaylaştı ve kullanıcın hareketlerinden girdiği siteler mobil kullanım alışkanlıklarından kişiler ile ilgili daha detaylı bilgilere sahip olundu. Bu durum kullanıcı güvenliği sağlandığı sürece faydalı diyebileceğimiz bir işlem. Ancak özel hayatın gizliliği verilerin izinsiz kullanımı gibi konular ince çizgiler olduğundan hem veriyi işleyenler hem de kurumlar için hassas noktalar olduğunu söyleyebiliriz.

Sonuç olarak hayatın dijitalleşmesi insanların analog yaşamdan dijital hayata entegre olması ile birlikte veriler de dijitale geçiş yapmış oldu ve ortaya dijital veriler diye bir kavram ortaya çıkmış oldu. Bu sebeple işi veri olanlar da doğal olarak bilgi teknolojilerine internete ve dijital dünyaya bir şekilde girmiş oldular.

Dijital veriler insanlar hakkında eş zamanlı bilgi verdiğinden ve bir kurum veya pazarlama şirketi/ departmanları açısından hızlı aksiyon alınabilen bu aksiyonlara özel ürünler sunulabilen bir şekilde bürünmüş oldu. Yani kişinin alışverişlerinden nasıl bir kişi olduğu hangi gelir grubuna girdiği, ya da akıllı telefonuna girdiği sağlık verilerinden sağlığının hangi aşamada olduğu ve bu duruma özel sağlık çözümleri sunulabileceği gibi birçok özellikle birlikte datalar dijitalleşmiş oldu.

Verileri, Dataları Nasıl Kullanırız?

by Cenap Coskun

Veriler günümüzde önemli birer metriktir. Bu metrikler de artık alınan kararlarda oldukça etkili bir hale geldi. Yani şirketler yeni yapacakları yatırımları belirlerken veya büyüme stratejilerine bakarken hep şirketlerinin bu günkü durumlarına, gelecekteki durumlarına ve yine sektörün bugünkü ve gelecekteki durumlarına bakarlar ve buna göre pozisyonlarını, stratejilerini belirleyip buna göre yatırım yapma kararı alırlar veya almazlar.

Bu sebeple dataların kullanımları, analiz edilmesi önemli bir durum haline gelmiştir. Peki verileri analiz ederken veya verilerle ilgili sorunlarla karşılaştığımızda neler yapmamız gerekir? Aslında her sorun ile karşılaştığımızda yaptığımız şeyi yapmak ile başlayabiliriz. Yani ilk önceliğimiz sorununun ne olduğunu saptamak. Sorunun ne olduğunu saptadıktan sonra bu sorunu tanımlamak da gerekecektir. Sorunu doğru ifade edebilirsek yaptığımız data analizleri bizi doğru yola götürecektir.

Sorunu tanımlamak, ifade edebilmek de kendi arasında ikiye ayrılmaktadır. İlki, önceki bulguların incelemektir. Daha sonra Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek kalmadan daha önce bu sorunlarla karşılaşan kişiler bu sorunları nasıl çözmüş, hangi yolları kullanmış bunlara bakmak faydalı olacaktır. Buna bir nevi çözümün kopyalanması da diyebiliriz esasen.  İkinci aşamada ise herkesin de bileceği gibi sorunun çözümünü gerçekleştirmek bunu yapmak için de sorunların değişkenlerini ortaya çıkartır ve bunların analizini yaparız. Bu durum bizim karar almamıza ve sonuca gitmemizde klavuz olacaktır.

Son aşamada ise sonuçları ortaya çıkartır ve bu sonuçlarla ilgili aksiyonlar alabiliriz. Yapılan analizlerin sonuçlarını bilemezsek karar vericiler bu sonuçlarla ilgili karar almakta zorlanacaklardır. Bu sebeple analizleri aktarırken dikkat çekici ve kolay anlaşılan bir şekilde aktarmak oldukça faydalı bir yöntem olacaktır. Karar vericilerin bu anlamda tüm detaylara hakim olmasına gerek yoktur. Yapılan analizleri sonuçları anlaşılabilir şekliyle aktarmak yeterli olacaktır.

Daha detaylı bilgi için Videoyu da izleyebilirsiniz…

CC

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) Hakkında Herşey

by Cenap Coskun

Nesnelerin internetine başlarken öncelikle geçmişe bakmakta fayda var çünkü nesnelerin dünü bugünü ve geleceğini konuşmak için öncelikli olarak geçmişte neler olduğunu bakmakla fayda var geçmişte cihazların nasıl kullandığını hatırlayalım: Öncelikli olarak çevirmeli ve yazdırmalı telefonlardan yani yurtdışına veya şehirde başka bir yeri aramadan önce öncelikli olarak bir sıraya girerdik ve bu sırada insanlar aramak istedikleri kişilerin isimlerini yazdırırlardı sonrasında da sıraya göre tekrar geri aramayı santral gerçekleştirir ve konuşmak istediğiniz kişiyle konuşurdunuz. Bugüne baktığımızda ise geçmişteki çevirmeli telefondan akıllı telefonlara akıllı saatlere ya da görüntülü konuşma gibi teknolojilere bırakmış durumdayız.

 

Bugüne baktığımızda ise internet hayatımızın her yerinde var olmakta bugün telekonferansları yapabiliyoruz internet üzerinden görüntülü görüşmeler yapabiliyoruz mailleri atabiliyoruz vs bugün içinde internetle insanlar iç içe geçmiş durumda. Turkcell Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Kulabaş’ın da söylediği gibi bugün aslında artırılmış gerçeklik diye bir durum yaşıyoruz. Yani cihazlar hayatımızın gerçekliklerini oluşturuyorlar.

 

Aslında geçmişimiz bu günümüze göre farklı olduğundan geleceğimiz de yine aynı oranda değişmiş olacak. Aslında insanlar da aynı şekilde değişecek de diyebiliriz yani bugünün insanları, gelecekte başka davranışlara ve alışkanlıklara sahip olacaklar. Yine bugün doğanlar geleceğin teknolojik nesli olacaklar. Dolayısıyla internet bağlantılı olan her şeye duyarlı bir nesil ortaya çıkmış olacak, bu nesil gelecekteki teknolojik gelişmelere daha yatkın bir nesil olarak her türlü etkileşime duyarlı olacaklar. Markalar bu nesli çok iyi anlayıp ihtiyaçlarını tespit edip buna göre ürünler üretmeleri durumunda rakiplerinden de ayrışmış olacaklar. Bu açıdan bakıldığında gelecek nesli şimdiden anlamak anlamlandırmak önemli bir taktiksel avantaj sağlayacaktır.

 

Gelecekte internetle cihazların ortak paydada buluşup insanlığa fayda sağlayacak bazı teknolojik gelişmelere verilebilecek ilk örnek üç boyutlu yazıcıladır. Üç boyutlu yazıcılar geleceğin en popüler cihazlarından biri olarak gösterilmekte, Cihaz şu anda sisteme yüklemiş olduğumuz herhangi bir cismin üç boyutlu olarak çıktısını alabiliyor. Yazıcı teknolojisi daha da geliştirilerek (inanması zor ama) makarnalar üretmek bile mümkün olabilecek. Yani cihaza makarnanın hammaddelerini giriyorsunuz, resmini yüklüyorsunuz cihaz size makarna üretiyor. Başka bir örnek vermek gerekirse, diyelim ki evinizde masanızın ayağı kırıldı siz internet ortamında IKEA’nın internet sitesinden masa ayağını satın alıp daha sonra bu ürünü yazıcıdan çıktı alarak üretmiş olabileceksiniz. Hatta diyelim ki dişçidesiniz dişinizi tedavi ettiriyorsunuz ve dişiniz eksik. Diş doktorunuz dişinizin röntgenini çekip yazıcıdan uygun olan dişi üretebilir ve bunu dişinize takabilirler. Buradaki önerileri çoğaltmak mümkün, görünen o ki bu tip teknolojiler gelecekte çok önemli noktalara doğru gidecek gibi duruyor. Gelecekte birçok sektör piyasadan silinebilir birçok sorunu üç boyutlu yazıcılar vasıtasıyla çözmüş olacağız dolayısıyla bizim dışardan farklı bir hizmet almamıza gerek kalmayacak birçok aracı ortadan kalkmış olacak. Biraz daha ileri gidersek, üç boyutlu yazıcılar internet devriminden sonraki en büyük devrim olacağı da yoğun bir şekilde anlatılmakta.

CC

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) Nedir?

by Cenap Coskun

Kevin Ashton 1999 yılında bu kavramı bir sunumda kullanmaya başladığında muhtemelen bugünkü ulaştığı veya gelecekte ulaşacağı seviyeyi tahmin edemezdi. Bugünlerde çok popüler olan gelecekte de popüler olacağı aşikar olan “Internet of Things” konusuna ciddi ciddi eğileyim, tanımlarını yapayım, pazarlamaya nasıl faydası olur gibi bir çok konuyu detaylı şekilde araştırayım istedim.

Kavramı biraz daha geniş anlamda tanımlamak gerekirse; belli kurallar çerçevesinde cihazların kendi aralarında kurmuş olduğu iletişimler olarak da tanımlayabiliriz. Buradaki temel amaç insanoğlunun refah düzeyini daha da arttırmak, enerjiyi verimli kullanarak çevreye olan duyarlılığı arttırmak. Maliyetleri düşürerek toplum olarak tasarrufları arttırmak olarak düşünebiliriz. En azından bu şekilde pozitif düşünmeye çalışıyorum diyebilirim. Biraz da bilim kurgu filmlerine bakarak komplo teorileri üretelim derseniz makineler birbirleriyle konuşarak insanlığa son verecekler de diyebiliriz.

1991 yılında Cambridge Üniversitesi’nde yaklaşık 15 akademisyenin kahve makinesini görebilmek için stoklarını takip etmek amacıyla kullanılmaya başlanmıştı Bu kullanım bir cihazdan eş zamanlı olarak bilgi alabilmeyi gördüğümüz ilk uygulama deneyimi olması sebebiyle nesnelerin internetinin ilk kullanımı olarak değerlendirilmekte. Çıkış noktası ise kahvenin öğrenciler arasında yeterli gelmemesi ve bu yetersizlikten kaynaklı olarak da kamera yöntemi ile insanların kaç adet kahve tükettiği ile ilgili bazı  hesaplamalar yapmak istediler. 2001 yılına kadar kullanılan sistem kahve makinesinin görüntüsünü dakikada üç kez bilgisayarın ekranına gönderiyordu böylece eş zamanlı stok takibi yapılabiliyordu.

Şu anda nesnelerin internetinde ne aşamadayız ?

Bugün dünya ortalamada 10,11 milyar civarında cihazın internete bağlı olarak çalıştığı tahmin ediliyor bu rakamlar yine yapılan araştırmalara göre 2020’li yıllara geldiğimizde 50 milyar cihaz rakamlara ulaşması bekleniyor 2020 yılında 50 milyar cihaz internete bağlı olarak aktif bir şekilde insanlığın hizmetinde olacak tabi ki bugünlere bakarak bize çok yüksek bir rakam gibi gelebilir ama muhtemelen bundan 10 yıl önce deselerdi ki 2015 yılında 10 11 milyar civarında cihaz internete bağlı olacak, muhtemelen o zaman da buna inanmazdık ama bundan işte 10 yıl sonra 20 yıl sonra 50 milyar civarında cihazın internete bağlı olarak çalışacak olması çok hızlı bir büyüme sağlayacağını gösteriyor.

Nesnelerin internetin ilk çıkış noktası bilgisayarlarla yani pc’lerle başlayıp bugün de akıllı telefonların kullanımıyla devam ediyor yine günümüzde klimaların internete bağlanması, kombilerin bağlanması televizyonların bağlanması (Smart TV ler) gibi birçok örnekle karşılaşıyoruz bu sebeple günümüzde oldukça fazla yer etmekte. Gelecekte tabii bu çalışmalar daha da geliştiriyor muhtemelen aklımızın almayacağı şekilde cihazlar direkt olarak internete bağlanıyor olacak. Yine Google internet ile cihazları eşleştirerek sürücüsüz araçlar üretmekte. Yani yakında hepimizin bir görünmeyen şöförü olabilir. Muhtemelen gelecekte daha da fazla bu tarz gelişmelere şaşırarak hayatımda devam ettiririz gibi duruyor.

Tabi ki nesnenin interneti ile ilgili yani cihazın internete bağlanması tabii ki insanoğlunun hayatında çok kolaylaştığı kadar, sağlıkta bilimde vs birçok alanda fayda sağlayacağı gibi birazda bardağın boş tarafından da bakarsak konuya bazı dezavantajlar da yaratıyor olacak. Bundan sonra ki süreçlerin tamamında bizim bütün hareketlerimiz bütün yapmış olduğumuz işlemler bir data merkezinde toplanıyor olacak daha sonra bu data merkezinde toplanan bilgiler kişilerin tüm bilgilerin kullanıma açık olması gibi bir noktaya getirilmesi gibi bir durum da ortaya çıkabilir. Kişisel bilgilerin gizliliği konusu da ciddi bir önem arz edecek çünkü verdiğimiz siparişler gittiğimiz seyahatler kullandığımız kartlar yaptığımız alışverişler hangi saatte neler yaptığımız gibi bir çok bilgi mutlaka bir data merkezinde toparlanıyor olacak.

İyisiyle kötüsüyle hayatımıza yeni bir teknolojik gelişme entegre olacak gibi duruyor. Bunu fırsata çevirmek bizim elimizde olacak.  Sonraki yazılarımda pazarlama/reklam açısından nesnelerin interneti nasıl kullanılabilir konusunu araştıracağım.

CC

Second Screen Nedir?

by Cenap Coskun

 

Second Screen’i kısaca kişilerin aynı anda iki ekranda bilgi alışverişinde/etkileşimde bulunması olarak da tanımlayabiliriz. En belirgin verilen örnek yine Tv ile etkileşim. Örneğin tv de izlenen bir yarışma esnasında tweet atmak veya facebook da yorumda bulunulması verilebilecek örneklerden biri diyebiliriz. Tabi ki bilboard’da gördüğümüz bir reklam ile de harekete geçebiliriz veya avm de gördüğümüz reklam alanı ile de harekete geçebiliriz. Buradaki asıl önemli olan konu; tüketiciye verilen mesaj sonrası tüketicinin aksiyona geçmesi ve elindeki ikinci cihazla (tablet veya akıllı telefon) harekete, aksiyona geçmesi.

 

Tabi ki şuna dikkat çekmek gerekir ki bu işlemlerin hepsi eş zamanlı gerçekleşmektedir. Yani bahsettiğimiz etkileşim saatler içerisinde gerçekleşmektedir. Diğer pazarlama faaliyetleri gibi günler aylarca sürmemekte bu da reklamın iletişimin nasıl da hızlıca tüketildiğini gösteren bir örnektir. Burada hızlı tüketim, hızlı iletişim gerçekleşmekte. Bu örnek de göstermektedir ki pazarlamacıların işleri bir nebze daha zorlaşmakta. Yine bu örnekte göreceğimiz gibi kısa zamanda etki yaratmak için offline ile onllinecıların entegre çalışması zorunluluğu da ortaya çıkmış oluyor. Son dönemde o tarafta da entegre ve koordinasyon işlerin de sayısı artmakta. (bu arada aklıma gelmişken offline’cılarla onlinecı’ların koordinasyonu da güzel bir blog yazısı olabilir:) ).Yine bir diğer zorluk ise kampanya etkileşimi hızlıca tüketildiğinden insanların hızlıca ilgisini çekecek özel projeler üretilmesi gerekmekte. Aslında buna kullan at veya kullan bırak reklamlar da diyebiliriz.

 

Second Screen ağırlığının da sosyal medya üzerinden ilerlediğini söylemekte fayda var. Sosyal medya kullanıcısının genç hedef kitle olduğunu varsayarsak hitap edilen hedef kitlenin de yeni digital neslin ağırlıkta olduğu ortaya çıkıyor. Devamında yine doğal sonuç olarak hedef kitlesi gençler olan markalar second screen ile etkileşimde olan işlere ağırlık verebilir. Bu alanda iyi işler çıkabilirse başarılı projeler de hayata geçebilir.

 

Ürün satışı yapılması scond screen de rastladığımız çalışma modellerinden birisi esasen. Benim en yaygın olarak rastladığım kadarıyla dizilerin yayınlandığı sırada ünlü dizi yıldızının o anda giydiği elbiseyi, aksesuarın satın alabileceği bir satış modeli aktifte kullanılmakta. Böylece dizinin veya dizi oyuncusunun hayranı olan kişi
beğendiği karakterin üzerinde bulduğu ürünü satın almaya daha yatkın olacak ve satın alma işlemini hızlıca gerçekleştirecektir. Benim buradaki hayalim OTT’ ler veya akıllı TV’ler ile TV de aynı anda elbisenin tıklanarak direkt internet sitesine gidip satın almanın eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi. Bildiğim kadarıyla bu örnek tasarlanıyor ama gerçekte dünyada kullanımları varsa ben de rastlamamış olabilirim. Yazıyı okuyup da bu örneklere rastlayan olursa beni bilgilendirirse ayrıca sevinirim 🙂

 

Yine programlarda yayınlanan hashtag’ler  de second screen de kullanıcıyı harekete geçiren örneklerden bir tanesidir. Bu sayede marka bir açıdan reklamın yarattığı etkiyi de bir ölçümlemiş olmakta. Son dönemde ölçümleme hastalığımız zirveye çıkmış durumda (haklılık payı da var bu arada). Yine TV kampanyalarının etkinliği de reklam veren tarafından da bu şekilde mümkün mertebe ölçümlenmeye çalışılmakta.

 

Dikkat ederseniz daha çok genç kitlenin takip ettiği özellikle de yarışma programlarında lanse edilen hashtag’ler aynı saatlerde Türkiye’de TT oluyor hatta bazıları dünya TT listesine bile girebiliyor. Bu açıdan bakıldığında genç hedef kitleli işlerin gelecekte daha başarılı olacağı kanaatindeyim. Tabi ki second screen uygulamaları yaratıcılığın ve teknolojinin de gelişmesiyle birlikte gelecekte hayatımızın içerisinde daha fazla yer edecektir. Bekleyip göreceğiz.

Saygılar & Sevgiler,

CC

 

 

(Big Data) Büyük Veri’yi İşlemek, Anlamlandırmak

by Cenap Coskun

Büyük veri, bütün markaların ulaşmak istediği bir olgu. Ancak veri iyi işlenmezse ve doğru eller tarafından anlamlandırılıp sonuca ulaştırılmazsa ve doğru ürün çıkartılamazsa bir tehlike haline dönüşme olasılığı oldukça yüksek diyebiliriz. Önümüzdeki en önemli sorunlardan biri de gereğinden fazla veri toplamak ve fazla verinin içinde boğularak geç veya yanlış karar verme. Bahsedilen noktaya ise veri toplamaya başlanılan noktada hedeflerin belirlenememesi, gidilecek yolun belirlenememesi sonucunda anlamsız ve fazla datanın içinde kaybolmayı söyleyebiliriz. Doğru karar verebilmek için hangi sonuca ulaşmak istenildiğinin en baştan net bir şekilde belirlenmesi gerekir.

Akan Abdula’nın videosunu izleme fırsatım olmuştu. Bu söyleşide eski Amerika Başkanı Paul’dan bir alıntı yapmıştı. “Bir ülke hakkında %40’ın altında bilgiye sahipsem o ülke hakkında hiç bir şey bilmiyorum. Bir ülke hakkında %70 bilgiye sahipsem o ülke hakkında kesinlikle hiç bir şey bilmiyorum” Yani bir konu hakkında gereğinden fazla bilgi almak kişiyi aksiyon alma konusunda ağırlaştırabilir, daha önceden belirlenen ana hedeften uzaklaştırabilir ve bunun sonucunda yanlış kararlar çıkma olasılığı artabilir.

Dolayısıyla verileri yorumlayan kişilerin de önemi böylece bir kez daha ortaya çıkmış oluyor. Yani verileri toplamak, verileri işlemek kadar verileri yorumlayan kişilerin de bu konuda yetkin ve bilgili olmaları büyük önem arz etmekte. Gidilecek noktayı belirleyen kişiler bu verileri yorumlayan kişiler olacağından konusunda uzman veya markayı iyi tanıyan kişilerin veriyi yorumlamasında ve analiz etmesi büyük önem arz etmekte.

Verileri belirlerken hata oranını azaltacak bazı sorular sormak gerekir. Markanın hedef kitlesi kimlerdir? Marka bu verilerle hangi sonuçlara ulaşmak istiyor? Bu verileri marka hangi ihtiyaçtan ötürü toplamaya karar verdi? Aynı zamanda markanın satış-pazarlama hedefleri nelerdir? Gibi markanın bu işe başlarken hangi amaca hizmet edeceği ve hangi sonuca ulaşacağı gibi sorulara cevap vermesi gerekir. Bu soruları sorarken asıl amacımız

Daha sonra bu verilerin iş kararlarına dönüştürülmesi işlemi devreye giriyor. Yani bu veriler sonucunda bazı kararlar almak stratejiler oluşturulmak durumunda. Yani bu veriler ile müşterilere mesaj mı verilecek? Pazarlama stratejisi mi oluşturulacak? Şirket ile ilgili paydaşlara mesaj mı verilecek? Gibi bazı kararlar alıp bunları hayata geçirmek gerekecek. Yani ihtiyaçların belirlenmesindeki önem aynı zamanda sonuçları aksiyona dönüştürülmesi noktasında da devam etmekte.

Sonuç olarak veri, fikir veya sonuç çıkartmak için kullanılıyorsa doğru bir şey olduğunu söyleyebiliriz. Veri bir konu hakkında sonuca varmamızı engelliyorsa veri toplamada ve yorumlanmasında sorun var demektir.

Alakalı veri kaliteli veridir…

Cenap Coşkun

 

Mobil Oyun Hakkında, Mobile Games

by Cenap Coskun

Aslında mobil oyun üzerine araştırma yapmak bu zamanlarda önceliğim değildi. Önceliğim daha çok mobil reklamcılık üzerineydi. Mobil oyunları çok sevdiğim için araştırmalarım sırasında rastladığım bazı rakamlar çok ilgimi çekti ve aslında mobil oyun sektörünün geleceğe dair yüksek potansiyelin farkına da varmış oldum. Çünkü internet kullanıcılarının genelde ilgisini çekmek için ya eğlence içeriğinizin olması lazım. Ya da bilgi içeriğinizin olması lazım. İnsanlar internet sitelerini ağırlıklı olarak ya eğlenmek için ya da bilgi ihtiyaçlarını gidermek için ziyaret ederler. Aşıdaki bilgileri incelediğinizde göreceksiniz ki mobil oyunlar insanların eğlence ihtiyaçlarını gidermek için çok önemli yok kat etmiş ve etmeye de devam edeceğe benzer.

Mobil oyunlarda ürün satmak adına son dönemde önemli atılımlar gerçekleştirilmiş olduğunu görüyorum. Önceleri oyunun direkt olarak satışı gerçekleşirken son dönemde oyunlar bedava hale getiriliyor ve oyuna bağımlılık sağlanıyor. Sonrasında ise oyun içindeki materyaller veya oyun içinde ihtiyaç duyulan özellikler parayla satılıyor. Ayrıca oyun içinde gösterilen reklamlar da mobil oyun sektörü için önemli gelir kapılarından. Tabi ki sektörün altın kuralı oyun severlerde sürekli bağımlılık yaratmak. Böylece kişi oyuna karşı bir bağımlılık kazanıyor ve oyun içindeki paketleri satın alabiliyor.

 
2016 yılında akıllı telefonlar ile uygulama içerisinde 6 Milyar Dolar’ın üzerinde harcama yapılması bekleniyor.
iOS ve Android kullanıcıları zamanının %43’ünü oyun ile %26’sını Sosyal Ağlar ile, %10’unu Eğlence ile geçirmekteler. Buradan da anlaşılacağı üzere Oyun, sosyal ve eğlence %80 oranında önemli bir paya sahip.

Yine App Store ve Google Play uygulamalarına baktığımızda en çok indirilen ve en yüksek gelir sağlayan uygulamanın oyun olduğunu söyleyebiliriz. Rakamsal olarak baktığımızda ise en pahalı uygulamaların navigasyonlar olduğunu söyleyebiliriz.

Strateji, trivia, macera, aile ve rol yapma uygulama türleri uygulama içi satın almalarda en yüksek paya sahipler. Oyuncu bağımlılığı sağlamada stratejinin önemli bir yere sahip olduğunu söyleyebiliriz. İstatistiklere baktığımızda Strateji oyunlarının uygulama içi satın almalarda 18,5 kat daha fazla gelir getirdiğini söyleyebiliriz. Uygulama içi satın almalarda macera oyunları en düşük seviyede. Macera oyunlarının uygulama içi satın almalarda en düşük seviyde olması biraz şaşırtıcı geldi.

Akıllı Telefonlarda oyun oynanmasının oranı %74 iken akıllı telefon dışındaki alanlarda oyun oynanma oranı %24 civarındadır.