Yatay Site Girişimi Nedir?

by Cenap Coskun

Birbirinden bağımsız şekilde birden fazla ürün ya da hizmet satan sitelere yatay siteler denir. Bu iş modeli internet girişimlerinin en başında kullanılan model olduğunu söyleyebiliriz. Girişimler ilk başladığında hem acemilikle hem de birçok alanda açıklar olması sebebiyle yatay girişimlere rastlamak mümkündür. Bu girişimlere örnek olarak sahibinden veya gittigidiyor, n11 gibi siteleri de örnek vermek mümkün. Sistem geliştikçe ve birçok alanda rekabet arttıkça siteler dikeyleşmeye yani belli bir alanda uzmanlaşmaya başladılar. Benim kişisel fikrim de bu yönde her girişim her alanda mükemmel olamaz. Muhtemelen belli alanlarda çok iyi performans gösterirken diğer alanlarda daha az performans/karlılık yakalamak mümkün olacaktır. Doğal olarak da girişim daha çok kar elde ettiği alanları destekleyecek az kar elde ettiği aynı zamanda çok performans harcadığı alanları biraz daha arka plana atacaktır. Bu durumu negatif bir uygulama olarak değil doğal bir süreç olarak görmek gerekir. Marka her uygulamasını veya her parçasını (özellikle de her alana da girmişse) eşit şekilde hem bütçe olarak hem de verimlilik olarak büyütmesi mümkün olamayacaktır. Bu sebeple de karlılığın yüksek olduğu alanlarda olması oldukça doğal görünmekte.

 

İlk başlangıcı B2C olmakla birlikte günümüzde ağırlıklı olarak C2C iş modelini benimseyen web siteleri de bulunmakta. Çünkü bu yapıda stok maliyeti oldukça yüksek bir maliyete sahip yukarıda saydığım yatay girişimlere örnek olan sitelerin tamamı B2C, C2C iş modeli üzerine çalışmaktalar. Şöyle düşünmek gerekir ki müşterinin nasıl bir sipariş vereceğini bilemediğimizden tüm ürünlerin stoğu yapılamamakta. Bu sebeple de iş modeli tamamen B2C/C2C’ye dönmüş durumda. Bunun yanında hali hazırda her ürünü üreten markalar da bu iş modeline devam edebilir. Benim aklıma bu modelde hep Aro gelmiştir.  Aro her türlü ürünü Metro marketlerinde satmakta mesela e-ticaret modeline yakın bir düşünceleri olsa çok rahat bir şekilde yatay site B2B’de çok iyi yapabilir. B2C modeline ise detaylıca incelemek bakmak lazım. Aynı zamanda bu markanın Metro Market dışında bir bilgisine de rastlayamadım. Metro Market’in de bir markası olabilir. Ama sadece Metro Marketlerine üretim yaptıklarını biliyorum.

 

Yatay sitelerde yüksek cirolar olduğundan yatırımcının ilgisini çektiği bir gerçektir. Son dönemde yüksek cirolara rağmen karlılık konusu tartışmalı diyebiliriz. Çünkü bu alanda yüksek rekabet son dönemde birçok oyuncunun sektöre girmesiyle birlikte ciddi oranda arttı diyebiliriz. Bu durum da markaların rekabet edebilmek için karlılıklarından feragat etmelerine sebebiyet verdi. Diğer taraftan yine rekabet edebilmek için, yüksek trafik, yüksek görünürlük sebebiyle de reklam maliyetlerini arttırdıkları gözlenmekte. Yine rekabet edebilmek için iş kalitesini arttırmak adına yeni personel alımı yapılması, aynı zamanda yüksek trafik demek alt yapı hizmet maliyetlerinin artması demek olacağından yine maliyetlerin artması demek gibi düşünebiliriz.

Sonuç olarak yatay site girişimleri giriş barajlarının yüksek olduğu yüksek maliyetlerinin olduğu bir iş modeli gibi düşünebiliriz. Tüm bunlara rağmen halen bu alana girmek isteyen markalar bulunmakta ve işini iyi yapan organizasyonlar için de yüksek fayda sağlayacağı aşikar.

Video İçeriği Üretmenin Zorlukları

by Cenap Coskun

Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce video içeriği üretmenin veya herhangi bir şekilde içerik üretmenin zorluklarını anlatan bir yazı derlemeyi düşünüyordum. Yazıyı yazmaya başlayınca gördüm ki aslında yazı eleştirisel bir hal aldı. Yine gördüm ki içerik üreticilerinin bir yakarışı bir eleştirisi haline geldi yazı.

Content yani içerik üretmek günümüzde oldukça maliyetli ve zor bir iş olduğunu belirtmekte fayda var. Geçmişte uzmantv’de, bugünse tasit.com’ da bu zorlukları sonuna kadar yaşıyoruz esasen. Buradaki asıl zorluk ise yapılan emeğin ve uğraşının karşılığını alamamak. Bu durumda da video reklamcılığının gelir modeline bakmakta fayda var. Esasen UGC (user generated content) Premium content’e göre daha kolay üretilmekte bu durum UGC tarzı video siteleri içerikleri hızlıca gelire dönüştürebilmekte. Buradaki asıl sorun bizim gibi Premium içerik üreten siteler için geçerli. Premium siteler kullanıcının sisteme video yüklemesinden bağımsız olarak ciddi bir ekip tarafından belli bir prodüksiyon, ekip ve montaj süreçlerinden geçerek üretilebilmekte. Bu durum da video üretim maliyetlerini oldukça arttırmakta. Yani cep telefonuyla çekilen komik kedi videosu da bir video içeriği İstanbul’un diğer ucunda üretilen “orkide nasıl yetiştirilir” videosu da bir içerik. Ya da şu anda yapmaya çalıştığımız 500X test ve tanıtım videosu da bir içerik. Tabi ki burada en belirgin konu orkide videosu ve araç test videosunun komik kedi videosuna göre daha maliyetli ve zor üretilmesi.

Gel gelelim gelir noktasına. Bu durum Premium video içerik üretenlerin en büyük sorunu diyebiliriz. Esasen bu zorluklara ve maliyetlere gelirini ve karşılığını kazanabilirse içerik üreticiler video üretmeye razılar. Ama biz x sitesinde (komik kedi videolarıyla dolu UGC sitesinde) x tl’ye reklam alabiliyoruz (oldukça düşük fiyat) siz ise x tl gibi çok yüksek bir fiyat veriyorsunuz gibi diyaloglar oldukça sık duyduğumuz sözler. Aslında burada bir çelişki de ortaya çıkıyor. Katıldığım tüm etkinliklerde, konferanslarda, sohbetlerde hep içeriğin öneminden hayatımızdaki yerinden bahseder dururuz ancak hep konu döner dolaşır reklam fiyatlarının pahalılığına gelir. Bu da bende bazı soru işaretleri yaratır hep. Hem içeriğin öneminden ve içerik üreticilerin değerinden bahsederiz ancak onların büyümesi için elimizi taşın altına koymayız veya “ evet içeriğiniz çok iyi ve değerli ama fiyat çok pahalı” sözlerine maruz kalırız. Böylece daha önce sıkça gördüğümüz how to video içerikleri üreten birçok firmanın batışını izlemişizdir veya batmak üzerelerdir ya da kendilerini ve maaşlarını zor ödemektelerdir.

Gelişmelerden örnekler verdiğimiz Avrupa ve Amerika gibi yerlerde içerik üreticilerine özel hassasiyet gösterildiği hepimizin malumu. Buralarda yine konu dönüp dolaşıp reklam fiyatlarının yüksekliğine gelmiyor. Oradaki temel mantık “ evet burası Premium içerik fiyatının yüksek olması doğal ve bu maliyet katlanılabilir bir maliyet” olarak değerlendiriliyor. Bizim de reklam verenler ve ajanslar olarak bu mantaliteye ulaşmamız gerekecek bu mantığa ulaşmazsak eğer daha birçok firma batacak veya daha sektöre girmeden yatırım kararından vazgeçecekler. Sözde verdiğimiz desteği özde de vermemiz sektörün gelişmesine önemli katkı sağlayacaktır.

Verileri, Dataları Nasıl Kullanırız?

by Cenap Coskun

Veriler günümüzde önemli birer metriktir. Bu metrikler de artık alınan kararlarda oldukça etkili bir hale geldi. Yani şirketler yeni yapacakları yatırımları belirlerken veya büyüme stratejilerine bakarken hep şirketlerinin bu günkü durumlarına, gelecekteki durumlarına ve yine sektörün bugünkü ve gelecekteki durumlarına bakarlar ve buna göre pozisyonlarını, stratejilerini belirleyip buna göre yatırım yapma kararı alırlar veya almazlar.

Bu sebeple dataların kullanımları, analiz edilmesi önemli bir durum haline gelmiştir. Peki verileri analiz ederken veya verilerle ilgili sorunlarla karşılaştığımızda neler yapmamız gerekir? Aslında her sorun ile karşılaştığımızda yaptığımız şeyi yapmak ile başlayabiliriz. Yani ilk önceliğimiz sorununun ne olduğunu saptamak. Sorunun ne olduğunu saptadıktan sonra bu sorunu tanımlamak da gerekecektir. Sorunu doğru ifade edebilirsek yaptığımız data analizleri bizi doğru yola götürecektir.

Sorunu tanımlamak, ifade edebilmek de kendi arasında ikiye ayrılmaktadır. İlki, önceki bulguların incelemektir. Daha sonra Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek kalmadan daha önce bu sorunlarla karşılaşan kişiler bu sorunları nasıl çözmüş, hangi yolları kullanmış bunlara bakmak faydalı olacaktır. Buna bir nevi çözümün kopyalanması da diyebiliriz esasen.  İkinci aşamada ise herkesin de bileceği gibi sorunun çözümünü gerçekleştirmek bunu yapmak için de sorunların değişkenlerini ortaya çıkartır ve bunların analizini yaparız. Bu durum bizim karar almamıza ve sonuca gitmemizde klavuz olacaktır.

Son aşamada ise sonuçları ortaya çıkartır ve bu sonuçlarla ilgili aksiyonlar alabiliriz. Yapılan analizlerin sonuçlarını bilemezsek karar vericiler bu sonuçlarla ilgili karar almakta zorlanacaklardır. Bu sebeple analizleri aktarırken dikkat çekici ve kolay anlaşılan bir şekilde aktarmak oldukça faydalı bir yöntem olacaktır. Karar vericilerin bu anlamda tüm detaylara hakim olmasına gerek yoktur. Yapılan analizleri sonuçları anlaşılabilir şekliyle aktarmak yeterli olacaktır.

Daha detaylı bilgi için Videoyu da izleyebilirsiniz…

CC

iBeacon Nedir?

by Cenap Coskun

Temelde bluetooth alt yapısı kullanılarak çalışan ibeacon teknolojisi, ios veya andorid uyumlu akıllı telefon kullanan kişilere ulaşmayı sağlamaktadır. Çalışma sistemi ise kullanıcının konumuna bağlı olarak içerik veya bildirim paylaşması üzerinde kurulu olmasıdır. Bu sayede önceden belirlenen etkileşim alanına giren kullanıcılara markanın isteğine göre reklam veya içerik gösterimi yapılabilmekte. Bu sayede mağaza ve avm içi reklam tanıtım faaliyetleri kullanılabileceği gibi müzelerde veya resim sergilerinde resime veya tarihi esere gelindiğinde kişiye yakınında bulunduğu tarihi eser veya resim ile ilgili detaylı bilgiyi sunabilme özelliği bulunmakta. Yine oteller için de çevrede bulunan kişilere pazarlama faaliyeti yapılabileceği gibi otel içerisindeki müşterilere genel bilgilendirilme yapılabilir. Teknoloji tabiatı gereği oldukça başarılı bir model olduğundan faydalı uygulamaları daha da arttırılabilir.

 

Pazarlama tarafında ise lokasyonlara uzaklığına göre gönderimler gerçekleşebilmektedir. Örneğin belirlenen hedefe 70 metre çevreye ileti yapılabilir. Aynı zamanda mağaza içerisine giren müşterinin ayak izlerinden alışkanlıklarını da takip edebilir. Bu alışkanlıklara uygun olarak hedeflemeli pazarlama faaliyetleri yapılabilir. Ya da daha önce belirli stantları gezmiş kullanıcınıza mağazanıza veya belirlenen mekana geldiğinde daha önceki alışkanlıklarına uygun olarak hoş geldin mesajı iletilebilir, sadakat kampanyaları oluşturabilirsiniz. Aynı zamanda teknoloji bulunduğunuz yerdeki mekanın krokisini de çıkartarak size istediğiniz yerleri kolay bulmanızı sağlayacak özel bir teknoloji de sunmaktadır. Yine sosyal sorumluluk olarak bakarsak görme engelliler için de oldukça faydalı bir teknoloji olduğunu söyleyebiliriz. Görme engellilere adım bazlı yönlendirme yaparak gitmek istedikleri yere rahatlıkla ulaşabilme özelliği de katmaktadır.

 

Beacon cihazları ise 3cmx3cm boyutlarında olup pil tasarrufu açısından da oldukça iyi performans göstermektedirler. Beacon cihazlarını bir pil ile aylarca kullanabilirsiniz. Aynı zamanda bazı beaconlar apple veya android olarak da ayrılmaktadır. İbeacon’un kullanılabileceği sektörleri Perakende mağazaları, sanat galerileri, müzeler, alış veriş merkezleri, restaurantlar, fuarlar, oteller, hastaneler olarak tanımlayabiliriz. Tabi ki daha önce de belirttiğim gibi teknoloji hızla gelişmekte ve ibeacon teknolojisine de rakip teknolojiler de çıkmakta. Dolayısıyla rekabet bu teknolojinin hem gelişmesini hem de ilerlemesini sağlayacaktır.

 

 

 

 

 

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) Hakkında Herşey

by Cenap Coskun

Nesnelerin internetine başlarken öncelikle geçmişe bakmakta fayda var çünkü nesnelerin dünü bugünü ve geleceğini konuşmak için öncelikli olarak geçmişte neler olduğunu bakmakla fayda var geçmişte cihazların nasıl kullandığını hatırlayalım: Öncelikli olarak çevirmeli ve yazdırmalı telefonlardan yani yurtdışına veya şehirde başka bir yeri aramadan önce öncelikli olarak bir sıraya girerdik ve bu sırada insanlar aramak istedikleri kişilerin isimlerini yazdırırlardı sonrasında da sıraya göre tekrar geri aramayı santral gerçekleştirir ve konuşmak istediğiniz kişiyle konuşurdunuz. Bugüne baktığımızda ise geçmişteki çevirmeli telefondan akıllı telefonlara akıllı saatlere ya da görüntülü konuşma gibi teknolojilere bırakmış durumdayız.

 

Bugüne baktığımızda ise internet hayatımızın her yerinde var olmakta bugün telekonferansları yapabiliyoruz internet üzerinden görüntülü görüşmeler yapabiliyoruz mailleri atabiliyoruz vs bugün içinde internetle insanlar iç içe geçmiş durumda. Turkcell Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Kulabaş’ın da söylediği gibi bugün aslında artırılmış gerçeklik diye bir durum yaşıyoruz. Yani cihazlar hayatımızın gerçekliklerini oluşturuyorlar.

 

Aslında geçmişimiz bu günümüze göre farklı olduğundan geleceğimiz de yine aynı oranda değişmiş olacak. Aslında insanlar da aynı şekilde değişecek de diyebiliriz yani bugünün insanları, gelecekte başka davranışlara ve alışkanlıklara sahip olacaklar. Yine bugün doğanlar geleceğin teknolojik nesli olacaklar. Dolayısıyla internet bağlantılı olan her şeye duyarlı bir nesil ortaya çıkmış olacak, bu nesil gelecekteki teknolojik gelişmelere daha yatkın bir nesil olarak her türlü etkileşime duyarlı olacaklar. Markalar bu nesli çok iyi anlayıp ihtiyaçlarını tespit edip buna göre ürünler üretmeleri durumunda rakiplerinden de ayrışmış olacaklar. Bu açıdan bakıldığında gelecek nesli şimdiden anlamak anlamlandırmak önemli bir taktiksel avantaj sağlayacaktır.

 

Gelecekte internetle cihazların ortak paydada buluşup insanlığa fayda sağlayacak bazı teknolojik gelişmelere verilebilecek ilk örnek üç boyutlu yazıcıladır. Üç boyutlu yazıcılar geleceğin en popüler cihazlarından biri olarak gösterilmekte, Cihaz şu anda sisteme yüklemiş olduğumuz herhangi bir cismin üç boyutlu olarak çıktısını alabiliyor. Yazıcı teknolojisi daha da geliştirilerek (inanması zor ama) makarnalar üretmek bile mümkün olabilecek. Yani cihaza makarnanın hammaddelerini giriyorsunuz, resmini yüklüyorsunuz cihaz size makarna üretiyor. Başka bir örnek vermek gerekirse, diyelim ki evinizde masanızın ayağı kırıldı siz internet ortamında IKEA’nın internet sitesinden masa ayağını satın alıp daha sonra bu ürünü yazıcıdan çıktı alarak üretmiş olabileceksiniz. Hatta diyelim ki dişçidesiniz dişinizi tedavi ettiriyorsunuz ve dişiniz eksik. Diş doktorunuz dişinizin röntgenini çekip yazıcıdan uygun olan dişi üretebilir ve bunu dişinize takabilirler. Buradaki önerileri çoğaltmak mümkün, görünen o ki bu tip teknolojiler gelecekte çok önemli noktalara doğru gidecek gibi duruyor. Gelecekte birçok sektör piyasadan silinebilir birçok sorunu üç boyutlu yazıcılar vasıtasıyla çözmüş olacağız dolayısıyla bizim dışardan farklı bir hizmet almamıza gerek kalmayacak birçok aracı ortadan kalkmış olacak. Biraz daha ileri gidersek, üç boyutlu yazıcılar internet devriminden sonraki en büyük devrim olacağı da yoğun bir şekilde anlatılmakta.

CC

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) Nedir?

by Cenap Coskun

Kevin Ashton 1999 yılında bu kavramı bir sunumda kullanmaya başladığında muhtemelen bugünkü ulaştığı veya gelecekte ulaşacağı seviyeyi tahmin edemezdi. Bugünlerde çok popüler olan gelecekte de popüler olacağı aşikar olan “Internet of Things” konusuna ciddi ciddi eğileyim, tanımlarını yapayım, pazarlamaya nasıl faydası olur gibi bir çok konuyu detaylı şekilde araştırayım istedim.

Kavramı biraz daha geniş anlamda tanımlamak gerekirse; belli kurallar çerçevesinde cihazların kendi aralarında kurmuş olduğu iletişimler olarak da tanımlayabiliriz. Buradaki temel amaç insanoğlunun refah düzeyini daha da arttırmak, enerjiyi verimli kullanarak çevreye olan duyarlılığı arttırmak. Maliyetleri düşürerek toplum olarak tasarrufları arttırmak olarak düşünebiliriz. En azından bu şekilde pozitif düşünmeye çalışıyorum diyebilirim. Biraz da bilim kurgu filmlerine bakarak komplo teorileri üretelim derseniz makineler birbirleriyle konuşarak insanlığa son verecekler de diyebiliriz.

1991 yılında Cambridge Üniversitesi’nde yaklaşık 15 akademisyenin kahve makinesini görebilmek için stoklarını takip etmek amacıyla kullanılmaya başlanmıştı Bu kullanım bir cihazdan eş zamanlı olarak bilgi alabilmeyi gördüğümüz ilk uygulama deneyimi olması sebebiyle nesnelerin internetinin ilk kullanımı olarak değerlendirilmekte. Çıkış noktası ise kahvenin öğrenciler arasında yeterli gelmemesi ve bu yetersizlikten kaynaklı olarak da kamera yöntemi ile insanların kaç adet kahve tükettiği ile ilgili bazı  hesaplamalar yapmak istediler. 2001 yılına kadar kullanılan sistem kahve makinesinin görüntüsünü dakikada üç kez bilgisayarın ekranına gönderiyordu böylece eş zamanlı stok takibi yapılabiliyordu.

Şu anda nesnelerin internetinde ne aşamadayız ?

Bugün dünya ortalamada 10,11 milyar civarında cihazın internete bağlı olarak çalıştığı tahmin ediliyor bu rakamlar yine yapılan araştırmalara göre 2020’li yıllara geldiğimizde 50 milyar cihaz rakamlara ulaşması bekleniyor 2020 yılında 50 milyar cihaz internete bağlı olarak aktif bir şekilde insanlığın hizmetinde olacak tabi ki bugünlere bakarak bize çok yüksek bir rakam gibi gelebilir ama muhtemelen bundan 10 yıl önce deselerdi ki 2015 yılında 10 11 milyar civarında cihaz internete bağlı olacak, muhtemelen o zaman da buna inanmazdık ama bundan işte 10 yıl sonra 20 yıl sonra 50 milyar civarında cihazın internete bağlı olarak çalışacak olması çok hızlı bir büyüme sağlayacağını gösteriyor.

Nesnelerin internetin ilk çıkış noktası bilgisayarlarla yani pc’lerle başlayıp bugün de akıllı telefonların kullanımıyla devam ediyor yine günümüzde klimaların internete bağlanması, kombilerin bağlanması televizyonların bağlanması (Smart TV ler) gibi birçok örnekle karşılaşıyoruz bu sebeple günümüzde oldukça fazla yer etmekte. Gelecekte tabii bu çalışmalar daha da geliştiriyor muhtemelen aklımızın almayacağı şekilde cihazlar direkt olarak internete bağlanıyor olacak. Yine Google internet ile cihazları eşleştirerek sürücüsüz araçlar üretmekte. Yani yakında hepimizin bir görünmeyen şöförü olabilir. Muhtemelen gelecekte daha da fazla bu tarz gelişmelere şaşırarak hayatımda devam ettiririz gibi duruyor.

Tabi ki nesnenin interneti ile ilgili yani cihazın internete bağlanması tabii ki insanoğlunun hayatında çok kolaylaştığı kadar, sağlıkta bilimde vs birçok alanda fayda sağlayacağı gibi birazda bardağın boş tarafından da bakarsak konuya bazı dezavantajlar da yaratıyor olacak. Bundan sonra ki süreçlerin tamamında bizim bütün hareketlerimiz bütün yapmış olduğumuz işlemler bir data merkezinde toplanıyor olacak daha sonra bu data merkezinde toplanan bilgiler kişilerin tüm bilgilerin kullanıma açık olması gibi bir noktaya getirilmesi gibi bir durum da ortaya çıkabilir. Kişisel bilgilerin gizliliği konusu da ciddi bir önem arz edecek çünkü verdiğimiz siparişler gittiğimiz seyahatler kullandığımız kartlar yaptığımız alışverişler hangi saatte neler yaptığımız gibi bir çok bilgi mutlaka bir data merkezinde toparlanıyor olacak.

İyisiyle kötüsüyle hayatımıza yeni bir teknolojik gelişme entegre olacak gibi duruyor. Bunu fırsata çevirmek bizim elimizde olacak.  Sonraki yazılarımda pazarlama/reklam açısından nesnelerin interneti nasıl kullanılabilir konusunu araştıracağım.

CC

Second Screen Nedir?

by Cenap Coskun

 

Second Screen’i kısaca kişilerin aynı anda iki ekranda bilgi alışverişinde/etkileşimde bulunması olarak da tanımlayabiliriz. En belirgin verilen örnek yine Tv ile etkileşim. Örneğin tv de izlenen bir yarışma esnasında tweet atmak veya facebook da yorumda bulunulması verilebilecek örneklerden biri diyebiliriz. Tabi ki bilboard’da gördüğümüz bir reklam ile de harekete geçebiliriz veya avm de gördüğümüz reklam alanı ile de harekete geçebiliriz. Buradaki asıl önemli olan konu; tüketiciye verilen mesaj sonrası tüketicinin aksiyona geçmesi ve elindeki ikinci cihazla (tablet veya akıllı telefon) harekete, aksiyona geçmesi.

 

Tabi ki şuna dikkat çekmek gerekir ki bu işlemlerin hepsi eş zamanlı gerçekleşmektedir. Yani bahsettiğimiz etkileşim saatler içerisinde gerçekleşmektedir. Diğer pazarlama faaliyetleri gibi günler aylarca sürmemekte bu da reklamın iletişimin nasıl da hızlıca tüketildiğini gösteren bir örnektir. Burada hızlı tüketim, hızlı iletişim gerçekleşmekte. Bu örnek de göstermektedir ki pazarlamacıların işleri bir nebze daha zorlaşmakta. Yine bu örnekte göreceğimiz gibi kısa zamanda etki yaratmak için offline ile onllinecıların entegre çalışması zorunluluğu da ortaya çıkmış oluyor. Son dönemde o tarafta da entegre ve koordinasyon işlerin de sayısı artmakta. (bu arada aklıma gelmişken offline’cılarla onlinecı’ların koordinasyonu da güzel bir blog yazısı olabilir:) ).Yine bir diğer zorluk ise kampanya etkileşimi hızlıca tüketildiğinden insanların hızlıca ilgisini çekecek özel projeler üretilmesi gerekmekte. Aslında buna kullan at veya kullan bırak reklamlar da diyebiliriz.

 

Second Screen ağırlığının da sosyal medya üzerinden ilerlediğini söylemekte fayda var. Sosyal medya kullanıcısının genç hedef kitle olduğunu varsayarsak hitap edilen hedef kitlenin de yeni digital neslin ağırlıkta olduğu ortaya çıkıyor. Devamında yine doğal sonuç olarak hedef kitlesi gençler olan markalar second screen ile etkileşimde olan işlere ağırlık verebilir. Bu alanda iyi işler çıkabilirse başarılı projeler de hayata geçebilir.

 

Ürün satışı yapılması scond screen de rastladığımız çalışma modellerinden birisi esasen. Benim en yaygın olarak rastladığım kadarıyla dizilerin yayınlandığı sırada ünlü dizi yıldızının o anda giydiği elbiseyi, aksesuarın satın alabileceği bir satış modeli aktifte kullanılmakta. Böylece dizinin veya dizi oyuncusunun hayranı olan kişi
beğendiği karakterin üzerinde bulduğu ürünü satın almaya daha yatkın olacak ve satın alma işlemini hızlıca gerçekleştirecektir. Benim buradaki hayalim OTT’ ler veya akıllı TV’ler ile TV de aynı anda elbisenin tıklanarak direkt internet sitesine gidip satın almanın eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi. Bildiğim kadarıyla bu örnek tasarlanıyor ama gerçekte dünyada kullanımları varsa ben de rastlamamış olabilirim. Yazıyı okuyup da bu örneklere rastlayan olursa beni bilgilendirirse ayrıca sevinirim 🙂

 

Yine programlarda yayınlanan hashtag’ler  de second screen de kullanıcıyı harekete geçiren örneklerden bir tanesidir. Bu sayede marka bir açıdan reklamın yarattığı etkiyi de bir ölçümlemiş olmakta. Son dönemde ölçümleme hastalığımız zirveye çıkmış durumda (haklılık payı da var bu arada). Yine TV kampanyalarının etkinliği de reklam veren tarafından da bu şekilde mümkün mertebe ölçümlenmeye çalışılmakta.

 

Dikkat ederseniz daha çok genç kitlenin takip ettiği özellikle de yarışma programlarında lanse edilen hashtag’ler aynı saatlerde Türkiye’de TT oluyor hatta bazıları dünya TT listesine bile girebiliyor. Bu açıdan bakıldığında genç hedef kitleli işlerin gelecekte daha başarılı olacağı kanaatindeyim. Tabi ki second screen uygulamaları yaratıcılığın ve teknolojinin de gelişmesiyle birlikte gelecekte hayatımızın içerisinde daha fazla yer edecektir. Bekleyip göreceğiz.

Saygılar & Sevgiler,

CC